Özyönetim ve Kalite Anlayışı


Rahmetli anneannem küçükken bir öğüt verirdi. Çok basit ancak benim için önemli bir bilgiydi.Oturma odasındaki divanın tepesine çıkıp zıplayıp oynayıp sonra inmeye kalktığımızda, “şimdi divanın örtüsünü düzeltin” derdi. Bunu ilk kalite eğitimim olarak kabul ediyorum. İnsan ilişkileri, okuldaki dersler, komşuluk ilişkileri, ev ekonomisi, kapınızın önünün temizliği, ... Kalite hayatımızın her anında, en sıradan anlarımızın içinde. Büyüdüğümüzde bunları alıp iş ya da özel yaşamımıza taşıyoruz. Zeminimizde var olan kalite anlayışı, işimize, aileye, eğitime, diplomasiye, politikaya, sanata, spora ve şu anda aklıma gelmeyen pek çok alana doğrudan etki ediyor. Kalite eğiliminin düzeyi de verimliliği, başarıyı ve mutluluğu beraberinde getiriyor.


Napolyon, kaybedilmiş bir savaş sonrasında generallerine sormuş:


       -Neden kaybettik?

 - Üç nedeni var ekselans. Birincisi “Barutumuz bitmişti”

Napolyon susturmuş:

- Yeter, ötekilere gerek yok!.


Bu kıssadan hisse, bir sürecin başarıyla sonuçlanmasındaki en önemli parametreleri çok güzel anlatıyor. Tesadüfen elde edilen bir başarıdan, verimlilikten, bolluk ve bereketten bahsetmek gerçekçi olmaz. Sürdürülebilir başarı, üstünde düşünülmüş, bir çok boyutuyla ele alınmış, risk olasılıkları gözden geçirilmişse elde edilebiliyor. Bu da kalite bilincini beraberinde getiriyor. Eğer tüm bunlar, yani “kalite bilinci” oluşmamışsa, aynen Napolyon öyküsündeki gibi “ötekileri” konuşmamıza da gerek kalmaz.


Olayları enine boyuna değerlendirme becerisi, başka açılardan ele alabilme ve yorumlayabilme yetisi erken yaşlarda kazanılması gereken beceriler arasında. Bunlar aile içinde ve ilkokulda aldığımız eğitimle şekilleniyor. Kişisel ilgilerimiz, öncelik sırasına göre hayatımızın yansıması haline geliyor. Bize dışarıdan bakanlar hakkımızda bir fikir ediniyorlar. Edindikleri bu izlenim bizim kalite anlayışımızın yansımasından başka bir şey değil.


Şimdi kendimize soralım:


·     Bir işe nasıl başlıyorum?

·     Problemle karşılaştığımda çözümleri nasıl uyguluyorum?

·     Ailemde veya işyerinde kriz zamanlarında nasıl tepki veriyorum?

·     İnsanlara ne sunuyorum?


Kurumlarda kalite anlayışının gelişmesi için de durum farklı değil. Yönetim sistemleri üzerine çalışan bir çok uzmanın dediği gibi süreçler iyi analiz edilmeli, yapılandırılmalı.Yöneticiler, çalışanlar, müşteri ve toplum gibi tüm unsurlar dikkate alınmalı. Domino etkisiyle nelerin yerinin değişeceği hesaplanabilmeli. İnsan faktörünü, bireysel ve toplumsal değerleri, içinde yaşadığımız dünyayı, aynı çevreyi paylaştığımız hayvanları ve bitkileri düşünerek çalışmalı, üretmeli ve tok gözlülükle tüketmeliyiz. 


Kalite bilinci ne kadar erken yaşta aktarılmaya başlanırsa, toplum maddi ve manevi açıdan bir o kadar zenginleşir. Çünkü kaliteli yaşam, özyönetim ve farkındalık ister.


Çağlar Çabuk